Ahmet Ümit Sözleri

Ülkemizde çok meşhur, değerli edebiyatçı Ahmet Ümit’ten güzel sözler. Sayfamızda Ahmet Ümit sözleri bulabilirsiniz.

Ahmet Ümit Sözleri

Bence aşk, bin kere pişman olsan da, bin kere onun peşinden gitmektir.

Mesele aklın kabul ettiğini, kalbe anlatmaktı. İşte onu beceremiyordum.

Mesele aklın kabul ettiğini, kalbe anlatmaktı. İşte onu beceremiyordum.

Din zannettikleri, kitapta yazılanları harfiyen yerine getirmekti, sanki yaradanın gönüllü kölelere ihtiyacı varmış gibi. İbadet zannettikleri hoş görüsüzlüktü, sanki yaradan nefretten hoşlanırmış gibi. İnanç zannettikleri onların kurtuluş garantisiydi her iki cihanda, tövbe tövbe sanki yaradan tüccarmış gibi.

Aşk ulaşamayacağın birini abartarak, onun kafandaki ideal kişi olduğunu sanarak tutkuyla bağlanmaktır.

Lafa geldi mi herkes şikayetçi. Fakat bir şeyler yapalım dediğinizde, önce kendi çıkarlarına bakıyorlar.

Savaşların en büyüğü kendi nefsimizle olandır.

İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında. Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun ama alışamıyorsun.

İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında. Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun ama alışmıyorsun.

İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında. Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun ama alışmıyorsun.

İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında. Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun ama alışmıyorsun.

Sensizliğin, sürekli seni hatırlatmasından bahsediyorum.

Öfke geçiciydi, taht kalıcı. Öfke, altın tahtı, akılsız hükümdara mezar yapardı, doğru siyaset, akıllı padişahın adını, tarihin sayfalarına altın harflerle yazdırırdı.

Savaşların en büyüğü kendi nefsimizle olandır.

Kimse iyi dediği birine aşık olmaz. Aşkın iyilikle ilgisi yoktur.

Dedim ki; bir insan, bir nehri nasıl severse ki nehir o insanı bilmez, ben seni öyle seviyorum.

Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Bedenine sinmiş soylu nefretini, görkemli giysilerin yüzündeki derin acıyı, tunçtan daha katı bir mutluluk maskesinin ardına gizleyerek Hatti kralının emrine koşan ikiyüzlü bir tören adamı. Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın vakarıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen, yeryüzünün en onursuz erkeği. Erkeklerin yüz karası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyüyen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen, sefihlerin en rezili. Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına, ‘Sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır,’ yazılan Saray Başyazmanı Patasana.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir